SAVAŞ BAŞAROL
Usta Bir Aşçı. İnce İşçilik ve Lezzetin Sessiz Zarafeti.
Savaş Başarol Kimdir?

İnce İşçilik ve Lezzetin Sessiz Zarafeti
İyi bir yemek yüksek sesle bağırmaz; kendini ilk lokmada, usulca ve derinden hissettirir. Gerçek ustalık, şov yapmakta değil, en sade malzemenin içindeki potansiyeli saygıyla ortaya çıkarmakta gizlidir. Benim için mutfak hiçbir zaman bir gösteri sahnesi olmadı; aksine, ateşin karşısında sabrı, bıçağın ucunda zarafeti öğrendiğim sessiz bir zanaat atölyesi oldu. Ben Savaş Başarol. Hayatını gösterişten uzak ama kalitesiyle iz bırakan lezzetlere adamış bir şefim.
Hikayem 1985 yılının Ankara'sında başladı. Ancak içimdeki o bitmek bilmeyen mutfak tutkusu, beni çok geçmeden Akdeniz'in kalbine, bugün "evim" dediğim Antalya'ya taşıdı. Gastronominin o saygıdeğer disipliniyle ilk kez Antalya Turizm Meslek Lisesi (TMS) sıralarında tanıştım. Temeli orada attım ama asıl eğitimim tezgah başında, zamanla yarışarak ve ter dökerek geçecekti. Profesyonel mutfağa ilk adımımı attığım ve ilk maaşımı kazandığım Big Chefs; bana sadece yemek yapmayı değil, bir ekibin parçası olmayı ve mutfağın o kendine has ritmini öğreten ilk gerçek okulum oldu.
Zamanla, mükemmeli arama yolculuğum beni gastronomi dünyasının en prestijli ve zorlu mutfaklarına yöneltti. Kariyerim boyunca tam 14 farklı 5 yıldızlı lüks otelin ve fine-dining restoranının mutfağında şeflik yapma onurunu yaşadım. Beyaz masa örtülerinin, milimetrik hesapların ve sıfır hata toleransının olduğu o zarif dünyada yıllarımı verdim. Bir sosun saatlerce süren demlenme sürecini, doğru ısıda mühürlenen bir etin dokusunu bir saat ustası hassasiyetiyle işledim.
Ancak o ışıltılı mutfaklarda öğrendiğim en kıymetli şey tevazuydu. Mutfakta kibrin yeri yoktur; çünkü anladım ki malzeme ne kadar kaliteli olursa olsun, ona sevgi ve saygıyla yaklaşmazsanız, o tabakta asla bir ruh yaratamazsınız.
Kariyerimin olgunluk çağında, içimde yepyeni bir arzu filizlendi. Edindiğim bu 5 yıldızlı fine-dining tecrübesinin, sadece özel akşam yemeklerine ve beyaz örtülü masalara hapsolmaması gerektiğine inandım. Kalite; herkes için erişilebilir, samimi ama bir o kadar da premium olmalıydı.
İşte 2016 yılında, tüm o lüks mutfak disiplinini ve ince işçiliği alıp, artizan bir ruhla yepyeni bir forma soktum. Antalya'yı şehrin burger standartlarını tamamen değiştiren XL Burger ve Home Burger lezzetleriyle tanıştırdım. Bizim tezgahımızdan çıkanlara sıradan bir 'burger' demek, o emeğe haksızlık olur. Özel reçeteli ekmeklerimizden, saatlerce dinlendirilmiş birinci sınıf etlerimize kadar her detay; o lüks restoranların mutfağındaki aynı titizlik, ciddiyet ve zanaatkar ruhuyla hazırlanır.
Bugün geriye dönüp baktığımda, o telaşlı otel mutfaklarından kendi tezgahımın başına uzanan bu yolda değişmeyen tek bir şey görüyorum: İşime duyduğum o ilk günkü saygı ve heyecan. Bizim en büyük ödülümüz, hazırladığımız o özenli lezzeti tadarken yüzünüzde beliren o samimi, mutlu tebessümdür.
Eğer siz de lezzetin sadece karın doyurmak değil, özenle hazırlanmış zarif bir deneyim olduğuna inanıyorsanız; sizi Antalya’nın kalbinde, sevgi ve ustalıkla hazırlanan bu gastronomi hikayesine ortak olmaya davet ediyorum.
XL Burger
İmza X-Large
Premium Dry-Aged Dana Eti. Çifte Köfte. İsli Cheddar.
3 Isırıkta Zirve
Köz Şaheseri
Karamelize Soğan. Trüf Mayonez. Kömür Karası Ekmek.
Ateşin Lezzeti
Acı Usta
Özel Jalapeño Sos. Pepper Jack Peyniri. Acı Çıtır.
Hassas Keskinlik